top of page
  • Yazarın fotoğrafıNevzad Ali KILIÇ

Netflix'in Başarısının Sırrı



Amerika'da bir video kiralama şirketi olarak hayatına başlayıp ardından kırmızı okyanusun korkutucu canavarı olan rekabetten kurtulmak için mavi okyanusa balıklama dalmış ve serin suların keyfini çıkarmış bir oluşumu bugün sizlere anlatacağım. Kimden mi bahsediyorum. Son zamanlarda o kadar çok ismini duyduğumuz Netflix'ten bahsediyoruzm. İçerisinde bol bol big datanın, yapay zekanın olduğu ve Netflix'i başarılı yapan şey ne abi ya sorusuna cevap arayacağımız yolculuğumuza başlayabiliriz. Yolculuğumuz boyunca önünüzde yer alan ekranlarda bol bol Netflix içeriği izleyebilirsiniz. Hadi o zaman yola çıkma vakti.


Son zamanlarda kafayı big datayla epey bozmuş durumdayım. Big data araştırmalarım sırasında Netflix'in de big data denizinde yüzdüğünü gördüm. Big data sayesinde kocaman ve kullanışlı bir yapay zekaya sahip olan Netflix'in başarısında en büyük pay big dataya ait. Teşekkürler big data sana sonsuz teşekkürler.



Yazıya giriş yaparken netflix'in mavi okyanus tekniği kullandığı söylemiştik. Mavi okyanus kırmızı okyanusun zıttı. Sektörünüzde var olmayan bir yenilik sayesinde öne geçmenizi sağlayan bir oluşum. Starbucks'un "To Go" taktiği ile nasıl çığır açtığını daha önce ki yazımda paylaşmıştım. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Çünkü mavi okyanus ile Netflix'in başarısı arasında önemli bir köprü var.



Şimdi konuyu çok dağıtmadan gelelim nedir bu Netflix kardeş? 1997 yılında Amerika'da video kiralama firması olarak hayata gözlerini açtı. Seçtiğiniz abonelik paketine göre firma size yıl içinde belli miktarda video kiralama imkanı sunuyordu. Bir video kiralayıp kaseti video oynatıcısı ile izledikten sonra internetten yeni bir video seçme şansınız vardı. Seçtiğiniz video posta yolu ile size ulaşıyor ve döngü bu şekilde ilerliyordu. 2007 yılında yani şirketin 10. senesi içerisinde Netflix 1 milyarıncı kasedini çoktan kiralamış ve ciddi abonelik sayılarına ulaşmıştı. Her ne kadar işler yolunda gibi gözükse de internet teknolojisinin durdurulamaz büyümesi ve korsan sektörünün çıkışı video kiralama sektörünün sonunu hazırlıyordu. Netflix bunu çok iyi gördü ve tam zamanında uyandı. Kırmızı okyanusun köpek balıklarından kurtulup mavi okyanusun serin sularına geçmişti bile. İşte Netflix'in kendi sitesinden geçmişi:






Tarihçeden anlaşılacağı üzere Netflix'i diğer video kiralama firmalarından ayıran bir özelliği vardı. Bu adamlar 1997 yılında internet üzerinden hizmet vermeye başlamışlar. Bu arada burada durarak 1997 yılının öneminden bahsetmem gerekiyor. 1997 yılı dijital patlama yılı olarak bilinir ve teknoloji dünyasının dönüm noktası ve bir devrimidir. Bu yüzden 1997 yılından sonra doğanlar için Z kuşağı yani dijital nesil ismi verilir. Netflix'te bu patlama noktası tam zamanında ve doğru bir şekilde yakalayarak şirketin temellerini baya baya sağlam olacak bir şekilde yapmışlar.


Gelelim mi asıl konumuza. Netflix 2000 yılında yapay zekayı devreye sokarak kişinin trendlerine göre video önerileri sunmaya başlamış. Bu işe 2000 yılında başlayan bir firma 2018 yılında tabi ki bu konuda almış başını gitmiş durumda olacaktır. Bu kaçınılmazdır ve aşikardır.


Yapay zekayı o kadar iyi geliştirmişler ki kullanıcısına sadece komedi tarzında bir öneri sunmuyor. Komediyi daha da dallandırıp ergen komedi, tekme tokat komedi gibi daha spesifik kategorilerle kullanıcısına tam olarak ne istiyorsa onu veriyor. İzlediği dizi ve filmlerin konusuna göre de önerileri sunuyor. Etrafımda Netflix kullanan kişilerle biraz muhabbet etme şansı buldum. Bir tanesi bile öneri kısmı çalışmıyor demiyor. Her defasında tam istenilen sonucu verdiğini beyan ettiler. Şimdi bu bilgi bir cepte dursun bakalım.



Günümüzde Netflix çok başarılı bir big data yönetimine ve buna entegre yapay zekaya sahiptir. Şimdi bir video izleme platformunuz ve bir yapay zekanız var. Yapay zekadan genel anlamda ne yapmasını beklersiniz? İşte kullanıcının daha önce izlediği videolara benzer içeriklere sahip videolar önermesini. Genel anlamda beklenti bu olabilir ancak Netflix olayı bu kadar basit düşünmüyor. Kullanıcın izlediği videolardan, videoların konularından bir çıkarım yapıyor ama olayı burada bırakmıyor. Üzerine kullanıcı videoyu kaç dakikada buldu, videoyu ararken hangi kelimelerden yola çıktı, diziyi veya filmi izlerken kaç kere durdurdu, tam olarak nerede durdurdu, yarım bıraktı mı gibi soruların cevabını arıyor. Bu kadar çok soru demek çok fazla cevap demek ve bu kadar çok cevap demek big data demektir. Sonuçta bu dataları tek bir kullanıcıdan almayıp milyonlarca abonesinden anlık topluyor.


Peki bu dataları nasıl anlamlandırıyor veya anlamlandırıp ne yapmaya çalışıyor? Tamamen kullanıcı trendlerini ortaya çıkarmaya çalışıyor ve bir sonra ki dizi/ film önerisinde kullanıyor. Ama bu sadece buz dağının görünen yüzüdür. Sadece bununla kısıtlamak olayı o big data çalışmalarında terini damlatmış mühendis abilerimize ablalarımıza hakaret olsa gerek. Netflix bu datalardan hangi diziyi çekeyim, konusu ne olsun, oyuncusu kim olsun, yönetmeni kim olsun hatta ve hatta adı ne olsun gibi çıkarımlar yaparak kendi içerik planlamasını yapabiliyor. Olaya bakar mısınız? Ne kadar büyük ve efsane bir kurgu var. Ne kadar büyük bir raporlama var. Bu arada bahsetmeyi atladığım bir konu var. Hayatına video kiralama hizmeti ile çıkan Netflix daha sonra dijital dünyaya adım atmış olsa bile işi burada bırakmıyor. Kendine ait fazlasıyla içeriğe sahip olan şirket aslında bir televizyon kanalı gibidir. İşte bu big datayı kendi kanalında ne yapayım sorusuna cevap aramak için kullanıyor. Yani diyor ki ben nasıl bir dizi yapsam, hangi oyuncuları oynatsam, diziyi hangi zamanda yayımlasam bu dizi tutar sorusuna cevap arıyor.



İş sadece içerik hazırlamak veya içerik önermekle sınırlı değil. Netflix dizilerinin veya filmlerinin afişlerinde bile fazlasıyla big data kullanıyor. Geçmişte benzer konuda olan ve kült olmuş yani tutmuş dizi ve filmlerin afişlerini bir potada eritip yapacağı dizinin veya filmin afişini hazırlıyor. Afiş ne ya önemli mi demeyin. Afiş bir filmin ilk yüzü ve ilk intibasıdır.


Şimdi bir video içerik izleme platformu için yapay zeka yapmak çok fazla uçarı bir durum değil. Ama Netflix'in yapay zekası çok daha farklı bir işleve sahip. Daha önce bahsettiğimiz gibi komedi türünde film önermiyor size. Diyor ki ergen komedi tarzında film önereceğim ben sana çünkü son 10 filmin 4 tanesi bu tarz bir film içeriyor. Kategorilerin böyle daha da dallanıp budaklanması çok daha işlevsel bir yapay zekaya sahip olmasına olanak sağlıyor. Eee birde bu yapay zekaya kardeşim al şu big data sonuçlarını bunlarda dursun sende dersen baya baya zeki bir yapay zekaya sahip oluyoruz.


Yani anlayacağınız Netflix başarısının altında kocaman bir big data yatıyor. Bu yazı güzel bir örnek olsun bana. Buradan çıkartılacak çok şey var. Ne mi var? Sektör ne olursa olsun, çalışma alanı ne olursa olsun big data hayatın içinde artık ve başarılı bir organizasyon olarak gelecek içerisinde de yer almak istiyorsak bu big datayı yemek lazım. Hatta iyice sindirmek lazım. Big data deyince aklınıza sadece endüstri 4.0 gelmesin. Big datayı sadece üretimle, fabrikayla veya lojistikle bağdaştırmayın. Big data demek artık her şey demek.



Bugün için diyebileceklerim sadece bunlar. Daha fazla konuşmak ve tartışmak isterseniz bana sosyal medya hesaplarımdan ulaşabilirsiniz. Bu arada favori Netflix dizilerimden bir kaç tane söylemek isterim. La case de papel, Narcos ve tabi ki gönlümün 1 numarası Black Mirror'u şiddetle tavsiye ederim. Mutlaka izleyin derim. O zaman görüşmek üzere.



295 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page